|
Önüne Muğla ovasını alıp
sırtını dağın sarp kayalıklarıa dayayan muğla evleri; manzara ve
güneş hakimiyetini dengelemek üzere parsellerin yukarı
köşelerine ve kuzeye kapalı, güneye açık olarak
yerleştirilmişlerdir.
İklim koşullarına kaşı
korunaklı, taş duvarlı, beyaz badanalı ve ahşabında sıkça
kullanıldığı bu evler; dar sokakların çevresinde sıralanmış
genellikle avlulu, iki katlı ve içe dönüktür. Özellikle zemin
katlarda sokağa penceresi olan ev yok denecek kadar azdır.
Evlerin içe dönük olmaları aile mahremiyeti anlayışının bir
göstergesidir.
Plan tipleri safa ile bunun
etrafında yer alan odaların bulundukları konuma ve üst kata
çıkan merdivenlerin yerine göre değişiklik göstermektedir.
Merdivenler ahşaptır ve merdiven altındaki boşluklar çoğu evde
depo olarak kullanılmaktadır. Eğer simetri uygunsa merdivenin
her iki yanında birer veya ikişer oda yer alır. Genellikle
avluya bakan cephelerinde boydan boya sofa bulunan evlerde ise
üst kata merdivenle çıkılır. Geniş sofalı evlerde odalar sofanın
gerisinde ve yapının arka duvarına yapışmış olarak yan yana
sıralanmaktadır. Her bir oda doğrudan sofaya açılır. Bu tiplerde
merdiven altındaki hacmin bahçeye yakın olmasının da etkisiyle
tuvalet olarak kullanılışı oldukça yaygındır.
Evlerin avlularına çift kanatlı
yuvarlak kemerli bazılarının üzerinde küçük iki tarafa meyilli,
kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunan kapılardır. Bu iki kanatlı
kapıların genellikle girişe göre sağ taraftakinin içinden ikinci
bir küçük kapı açılır bu küçük kapılar genellikle sivri kemerli
ve sadedir. Bu tür kapılara “kuzulu kapı” denir. Kuzulu
kapıların dışa bakan cepheleri genellikle süslü ve işlemelidir.
Evlerin avluları genellikle
kayrak taşı ile kaplı birçoğu havuzlu iç bahçeler
şeklindedir. Avlular yılın 7-8 ayı boyunca yaşanılan evin kapalı
mekânları ve sofalarıyla kullanım bütünlüğü içerisindedir.
Avlularda duvarlara yakın yerlerde ağaçlar ve çiçekler yer
almaktadır. Evin bir duvarına bitişik olarak veya yarım bir
konumda müştemilat bulunur. Müştemilat içinde evin asıl mutfağı,
ocağı, kileri ve bazılarında da banyo yer alır.
Çatı kiremit kaplıdır ve
alaturka çatı kiremit’inden oluşmaktadır. Çatı dışında duvar
üstleri, ocak çıkıntılarının baca halinde daraldığı girintilerin
üstleri ve yağmurdan korunması gereken tüm çıkıntılar bu
alaturka kiremitler ile kapatılmıştır.
Muğla’nın sembolü olarak kabul
edilen karakteristik bacalarda kendine özgü bir şapka ile
kapatılmıştır. Ve bu bacalara üstten bakıldığında artı işareti
şeklinde görünmektedir.
Muğla Evlerini Temel Olarak İkiye Ayırmak
Mümkündür;
·
Türk Evleri: Özellikle hisar dağı eteklerine doğru
sıralanmışlardır. Avlu içindeki müştemilatlarıyla bir kullanım
ve form oluştururlar. Bazılarının sofaları sonradan
kapatılmıştır. Yakın devirde inşa edilen evlerin sofaları,
kapalı sofa şeklinde yapılmıştır.
·
Rum Evleri: Kente Rum tüccarların yerleşmeye
başlamasıyla birlikte Rum aileleri özellikle Konakaltı ve
Saburhane semtleri çevresine yerleşerek, kendi kültürlerine göre
biçimlenen tarz evler inşa etmişlerdir. Rum evlerini Türk
evlerinden ayıran temel özellik; içe kapanmamış olmaları avlu
yerine sokakla bütünleşen bir cephesi ve kütle nizamı
gösterilir. Diğer bir belirleyici özellik ise kesme taş yapı
olmalarıdır.
Muğla kentsel sit alanında bulunan evler
Osmanlı Dönemi yapılarıdır. Evlerin büyük çoğunluğu 19 ve 18. yy
yapılarıdır. Bu tarz yapıların inşası günümüzde az da olsa Muğla
yaylasında yapılmaktadır.




|